-
ALPER CANIGÜZ’ÜN ÜÇLEME ROMANI
(Oğullar ve Rencide Ruhlar/Cehennem Çiçeği/Kıyamet Park) Eserleriyle Türk edebiyatına farklı bir bakış açısı kazandıran yazar Alper Canıgüz Gizli Ajans adlı romanı ile de Litprom jürsininin hazırladığı “Dünya Edebiyatında En İyiler” listesine giren ilk Türk yazar. Yazarın üçleme romanı Oğullar ve Rencide Ruhlar Cehennem Çiçeği ve Kıyamet Park fantastik polisiye türünde. Her üç romanda 5 yaşındaki dedektif Alper Kamu’nun çevresinde meydana gelen cinayetleri çözmesi konu ediliyor. Oğullar ve Rencide Ruhlar ’da yaşadığı mahallede meydana gelen cinayeti çözerken bizde Alper Kamu ile tanışıyoruz. Cehennem Çiçeği romanında bir yandan amcasının ölümünden sorumlu gördüğü Adalet’i araştırırken, diğer yandan da mahallerine yeni taşınan arkadaşı Ümit’in kardeşinin cinayetini araştırıyor. Kıyamet Park romanında ise ailesiyle gittiği tatilde,…
-
YILLAR ÖNCE
Yıllar önce; tek kişi çalışarak bir evin ihtiyaçlarını giderir, evini arabasını alır. Hafta sonları ailecek pikniğe, sinemaya, tiyatroya, konserlere giderdi. Okullarda andımız okutulur, küçükleri korumak, büyükleri saymak üzerine yemin edilir, büyüklere saygı duyulur, küçükler korunurdu. Radyolarda radyo tiyatrosu ve kültürel programlar dinlenir, televizyonlarda Anna Karenina, Notre Dame’ın Kamburu gibi dünya klasiklerinden uyarlanan diziler, buz pateni, tartışma programları vb. gibi kaliteli programlar izlenirdi. Okullarda el sanatları ve ev ekonomisi gibi derslerde hobi edinme teşvik edilir, okullardaki kollarda da öğrenciler ilgi alanlarına göre seçim yaparak sosyalleşirdi. Suç ve suçlu övülmez aksine mahallelerde suç işleyen olursa, ondan uzaklaşılır, yalnızlaştırılırdı. Çocuklar rahatça sokaklarda oynar, insanların yüzü güler, şen kahkahalar havada salınırdı. Devlet kurumlarında yandaşlık…
-
HEP BÖYLEYDİ…
24 yıl boyunca Kamu kurumlarında memur olarak görev yaptım. Hiçbir zaman ocak ayında aldığım maaşı aralık ayında alamadım. Çünkü maaşlarımız üzerinden gelir vergisi kesintisi yapıldı. Brüt olarak belirlenen maaş ile net maaş arasındaki fark yine emeklilik ve sağlık kesintisi olarak devlete ödeniyordu. Devlette çalışıyor olmanın bilinciyle, kamu hakkını korumak için var gücümle çalıştım. Uzun yıllar görev yaptığım birimde, yurtdışından mal alıp, mağazalarda satışını yapıyorduk ve alım şefliği yaptığım dönemde ben ve arkadaşlarım yıllık olarak belirlenen alım fiyatlarını en az zam oranları ile almak için uğraştık, hatta bir yıl hiç zam vermeden mal almayı sağladığımız da oldu. Ekip olarak mağazaların kârını bir yıl öncesinin üç katına da çıkarttık. Sonrasında çalıştığımız birim…
-
KAR DA MI ADALETSİZ YAĞIYORDU?
Tıpkı yağmur gibi kar da mı adaletsiz yağıyordu? Şehirlere… Yağmur ya da karın adaletsiz yağmasının sebebi, doğa değil, büyük şehir küçük şehir ayrımı yapan, insanları ve imkânları büyük şehirlere yığan sistemdi. Kimin sesi çok çıkıyor, “Ben mağdurum” diye bağırıyorsa, mağdur şehir ya da mahrumiyet bölgesi ilan ediliyordu. İstanbul ile Ankara arasında batının doğuya açılan kapısı Bolu 21.yüzyılda bile mahrumiyet bölgesi olmaktan öteye gidemiyordu. Planlama, risk analizi, en kötü senaryoya göre hazırlık yapma gibi olgular ülkemiz için geçerli değil. Yaz aylarından itibaren; meteoroloji uzmanları bu kışın son yılların en set kışı olacağı uyarısında bulunduğu halde, hiçbir şirket bu söylemlere kulak asmamış. Bolu İlinin Mengen İlçesi Gökçesu beldesinde; 27 Aralık tarihinde başlayan…
-
NEREYE GİDİYORUZ?
26 Eylül 2025 tarihinde camdan düşerek ölen Güllü’nün, kızı Tuğyan Ülkem Gülter tarafından tasarlanarak öldürüldüğü ortaya çıktı. Bir insan nasıl tasarlayarak ve planlı bir şekilde annesini öldürebilir? Aklım almıyor… Daha anne rahmine düştüğü andan itibaren annesinin kanı ve canı ile beslenen bir varlık insan. Görebilenler ve hissedebilenler için anne ile çocuk arasındaki o bağ öyle güçlü ki, hiç kopmuyor. Hatta anne ya da çocuğun ölümünden sonra bile o bağı hissedebiliyorsunuz. İnsan biçiminde doğan her canlının insan olamadığı gibi, her çocuk doğuran da anne olamıyor. Sonuçta Tuğyan Ülkem Gülter kendisi de anne olmasına rağmen annesini öldüren bir cani. İnsan olmak için de anne olmak için de emek vermek gelişmek gerekiyor. Empati…
-
TAKSİM MEYDANINDAN ÜLKEYE BAKIŞ
Küçüklüğünde sık sık gittiği, İstanbul’un en güzel meydanlarından biriydi, Taksim Meydanı ve İstiklâl Caddesi.Elmadağ tarafından Taksim’e giderken solda Şan Tiyatrosu, müzikalleri ve seçili oyunlarıyla düşündüren, gülümseten, mutlu eden bir aile büyüğü gibiydi. Sağ tarafta Sheraton Otelin karşısında konumlanan Gezi Parkı güven veren, “Hoş geldin, ne iyi ettin de geldin” diyen komşu teyzelere benzerdi.Gezi Parkının sol tarafında Atatürk Kültür Merkezi ve meydanın tam ortasında bulunan Atatürk Anıtı geçmişle gelecek arasında bir köprü gibi salınırdı. Anıtın çevresi çiçekleri, yeşil alanları, ağaçları ile adeta ikinci bir park gibiydi.Anıtın Gümüşsuyu tarafına bakan kısmında The Marmara Oteli, “Ben neler biliyorum da susuyorum “dercesine uzanırdı gökyüzüne doğru. İstiklâl Caddesi Taksim Meydanı kadar olmasa da ağaçlarıyla, tarihi…













