-
OKULLARDA SİLAHIN NE İŞİ VAR?
Dün Şanlıurfa’da bugün de Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen saldırılar sonucunda 10 kişi hayatını kaybetti, 29 kişi de yaralandı. Her iki olayda da saldırgan öğrenciler olay sonrası intihar ediyor, ya da ölüyor. Yetkililer olayın bireysel olduğunu söylese de terör saldırısı mı sorusu akla geliyor. Aynı yerden yönetilir gibi, art arda iki gün iki okulda rastgele ateş açılıyor ve saldırganların ikisi de ölüyor. İran’da savaş başladığında ilk saldırdıkları yer 169 çocuğun öldüğü okuldu. Türkiye’ye de bu yolla göz dağı mı veriliyor? Olay her ne olursa olsun ister bireysel saldırı ister terör saldırısı okullarda neden güvenlik yok. Bu çocuklar nasıl bu kadar kolay silaha ulaşıp, silahla okula girebiliyor. Neden yeterli önlemler alınmıyor, gerektiği…
-
ÇİVİSİ ÇIKAN DÜNYA
Kibirden gözleri kör olan, Epstein belgeleri ile köşeye sıkışan ABD Başkanı Donald Trump’un, İsrail’le birlikte saldırdığı İran karsısında, beklemediği direnci görünce, yaşadığı hayâl kırıklığından olsa gerek, iyice şirazesi kaydı… Küfürler, hakaretler, tehditler havada uçuşmaya başladı. Milyonlarca insanın kaderi, vasıfsız, kendini bilmeyen, sapkın duygu ve düşünceleri olan bir kişinin elinde… Donald Trump’un ne olduğu belli de… Uluslararası hukuk, Nato, Birleşmiş Milletler gibi örgütlerinde kâğıttan kaplan olduğunu gördük bir kez daha. Kaba kuvveti, şiddeti, savaşı güç sananların her istediğini yaptığı bir düzen daha ne kadar devam edecek? Halktan biri bir diğerine küfür ya da hakaret etse cezalandırılır da küfrü Donald Trump edince cezasız mı kalacak? Dünyanın adil bir yer olmadığını biliyoruz da…
-
HER YARATILAN İNSAN MI?
İnsan bedeninde yaratılan canlıların, insan olabilmek için nefsini (ego) eğitmeye, vicdan duygusunu geliştirmeye bu sayede de adaletli olmaya gereksinimi vardır. Her yaratılan insan olma mertebesine ulaşamıyor ne yazık ki… Eğer her yaratılan insan mertebesine erişebilse, dünya bugünkü hâlinde olmazdı. Komşumuz İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaş… Bahaneleri nükleer tesis ve barış getirme olsa da asıl amaç ABD için petrol, İsrail için ise vaat edilen topraklar sanrısı. Bu uğurda yapmayacakları yok. Eskiden savaşların bile kuralları ve dokunulmazları vardı, o kurallar ve dokunulmazlar hiçe sayılıyor artık… Okullar hastaneler bombalanıyor, siviller çocuklar hedef alınıyor. Tıpkı Filistin’de olduğu gibi. 170 çocuk göz göre göre katledildi ne yazık ki… İran’ın rejimini beğenmeyenlerin İran…
-
ŞİRKET BİZİM
ŞİRKET BİZİM ! Üretmek yerine, sahip olduklarını satmak, ekonomiyi canlandırmak için yatırımcı beklemek…Son yirmibeş yılın özeti… İktidarlarının ilk yıllarında, devleti şirket gibi yöneteceklerini söyleyenler Osmanlı İmparatorluğu’ndan devrolan kurumlarda dahil Cumhuriyette kurulan devlet kurumlarını özelleştirme adı altında sattılar. Çoğu kurum satışının bir yıl sonrasında bile ilk satış fiyatının üç katı fiyatına, başka şirketlere satıldı. (Şirketin sermayesi azalmaya başladı) Köprüler yollar yapıyoruz denildi, Yap-İşlet-Devret modeli ile şirketlere milyar dolarlar ödendi, ödenmeye de devam ediyor. Yap-İşlet-Devret modelinin aslı, yol ya da hastane yapan şirketin bütün yapım masraflarını karşılayarak belli bir süreliğine yaptığı köprü, yol hastane vb. gibi birimlerin işletme hakkını kazanması, süre bitince de yaptığı birimi devlete devretmesidir oysa… (Kâr yerine zarar edildi)…
-
YILLAR ÖNCE
Yıllar önce; tek kişi çalışarak bir evin ihtiyaçlarını giderir, evini arabasını alır. Hafta sonları ailecek pikniğe, sinemaya, tiyatroya, konserlere giderdi. Okullarda andımız okutulur, küçükleri korumak, büyükleri saymak üzerine yemin edilir, büyüklere saygı duyulur, küçükler korunurdu. Radyolarda radyo tiyatrosu ve kültürel programlar dinlenir, televizyonlarda Anna Karenina, Notre Dame’ın Kamburu gibi dünya klasiklerinden uyarlanan diziler, buz pateni, tartışma programları vb. gibi kaliteli programlar izlenirdi. Okullarda el sanatları ve ev ekonomisi gibi derslerde hobi edinme teşvik edilir, okullardaki kollarda da öğrenciler ilgi alanlarına göre seçim yaparak sosyalleşirdi. Suç ve suçlu övülmez aksine mahallelerde suç işleyen olursa, ondan uzaklaşılır, yalnızlaştırılırdı. Çocuklar rahatça sokaklarda oynar, insanların yüzü güler, şen kahkahalar havada salınırdı. Devlet kurumlarında yandaşlık…
-
HEP BÖYLEYDİ…
24 yıl boyunca Kamu kurumlarında memur olarak görev yaptım. Hiçbir zaman ocak ayında aldığım maaşı aralık ayında alamadım. Çünkü maaşlarımız üzerinden gelir vergisi kesintisi yapıldı. Brüt olarak belirlenen maaş ile net maaş arasındaki fark yine emeklilik ve sağlık kesintisi olarak devlete ödeniyordu. Devlette çalışıyor olmanın bilinciyle, kamu hakkını korumak için var gücümle çalıştım. Uzun yıllar görev yaptığım birimde, yurtdışından mal alıp, mağazalarda satışını yapıyorduk ve alım şefliği yaptığım dönemde ben ve arkadaşlarım yıllık olarak belirlenen alım fiyatlarını en az zam oranları ile almak için uğraştık, hatta bir yıl hiç zam vermeden mal almayı sağladığımız da oldu. Ekip olarak mağazaların kârını bir yıl öncesinin üç katına da çıkarttık. Sonrasında çalıştığımız birim…
-
KAR DA MI ADALETSİZ YAĞIYORDU?
Tıpkı yağmur gibi kar da mı adaletsiz yağıyordu? Şehirlere… Yağmur ya da karın adaletsiz yağmasının sebebi, doğa değil, büyük şehir küçük şehir ayrımı yapan, insanları ve imkânları büyük şehirlere yığan sistemdi. Kimin sesi çok çıkıyor, “Ben mağdurum” diye bağırıyorsa, mağdur şehir ya da mahrumiyet bölgesi ilan ediliyordu. İstanbul ile Ankara arasında batının doğuya açılan kapısı Bolu 21.yüzyılda bile mahrumiyet bölgesi olmaktan öteye gidemiyordu. Planlama, risk analizi, en kötü senaryoya göre hazırlık yapma gibi olgular ülkemiz için geçerli değil. Yaz aylarından itibaren; meteoroloji uzmanları bu kışın son yılların en set kışı olacağı uyarısında bulunduğu halde, hiçbir şirket bu söylemlere kulak asmamış. Bolu İlinin Mengen İlçesi Gökçesu beldesinde; 27 Aralık tarihinde başlayan…
-
NEREYE GİDİYORUZ?
26 Eylül 2025 tarihinde camdan düşerek ölen Güllü’nün, kızı Tuğyan Ülkem Gülter tarafından tasarlanarak öldürüldüğü ortaya çıktı. Bir insan nasıl tasarlayarak ve planlı bir şekilde annesini öldürebilir? Aklım almıyor… Daha anne rahmine düştüğü andan itibaren annesinin kanı ve canı ile beslenen bir varlık insan. Görebilenler ve hissedebilenler için anne ile çocuk arasındaki o bağ öyle güçlü ki, hiç kopmuyor. Hatta anne ya da çocuğun ölümünden sonra bile o bağı hissedebiliyorsunuz. İnsan biçiminde doğan her canlının insan olamadığı gibi, her çocuk doğuran da anne olamıyor. Sonuçta Tuğyan Ülkem Gülter kendisi de anne olmasına rağmen annesini öldüren bir cani. İnsan olmak için de anne olmak için de emek vermek gelişmek gerekiyor. Empati…
-
TAKSİM MEYDANINDAN ÜLKEYE BAKIŞ
Küçüklüğünde sık sık gittiği, İstanbul’un en güzel meydanlarından biriydi, Taksim Meydanı ve İstiklâl Caddesi.Elmadağ tarafından Taksim’e giderken solda Şan Tiyatrosu, müzikalleri ve seçili oyunlarıyla düşündüren, gülümseten, mutlu eden bir aile büyüğü gibiydi. Sağ tarafta Sheraton Otelin karşısında konumlanan Gezi Parkı güven veren, “Hoş geldin, ne iyi ettin de geldin” diyen komşu teyzelere benzerdi.Gezi Parkının sol tarafında Atatürk Kültür Merkezi ve meydanın tam ortasında bulunan Atatürk Anıtı geçmişle gelecek arasında bir köprü gibi salınırdı. Anıtın çevresi çiçekleri, yeşil alanları, ağaçları ile adeta ikinci bir park gibiydi.Anıtın Gümüşsuyu tarafına bakan kısmında The Marmara Oteli, “Ben neler biliyorum da susuyorum “dercesine uzanırdı gökyüzüne doğru. İstiklâl Caddesi Taksim Meydanı kadar olmasa da ağaçlarıyla, tarihi…
-
AYNA
Her insan kendisini görebilmek için bir aynaya ihtiyaç duyar. Bulduğu aynada kendine bakar. Hata kabul edebilen, kendini eleştirebilen birinin kendisi ile yüzleşmesi mümkündür. Ancak hata kabul etmeyen, kendini hep haklı gören kişi ise; kendi hatalarını, olumsuz vasıflarını hep aynaya yükler. Psikolojide bu duruma Project (yansıtma) denir. Kişinin söyledikleri ile davranışları dikkatle gözlemlendiğinde; bu olgu net bir şekilde görülür. Tıpkı 2023 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Chp’li adaylar için pkk ile iş birliği yapacak denilip, sonrasında bu iddiayı ortaya atanlar tarafından, pkk ile çözüm sürecine gidildiği gibi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı, Ekrem İmamoğlu hakkında iddia edilen suçlar; Diplomasının geçersiz olduğu iddia edilip, iptal edilmesi, Yolsuzluk, rüşvet vb. gibi eylemlerde…



















