Politika

HEP BÖYLEYDİ…

24 yıl boyunca Kamu kurumlarında memur olarak görev yaptım. Hiçbir zaman ocak ayında aldığım maaşı aralık ayında alamadım. Çünkü maaşlarımız üzerinden gelir vergisi kesintisi yapıldı. Brüt olarak belirlenen maaş ile net maaş arasındaki fark yine emeklilik ve sağlık kesintisi olarak devlete ödeniyordu.

Devlette çalışıyor olmanın bilinciyle, kamu hakkını korumak için var gücümle çalıştım. Uzun yıllar görev yaptığım birimde, yurtdışından mal alıp, mağazalarda satışını yapıyorduk ve alım şefliği yaptığım dönemde ben ve arkadaşlarım yıllık olarak belirlenen alım fiyatlarını en az zam oranları ile almak için uğraştık, hatta bir yıl hiç zam vermeden mal almayı sağladığımız da oldu. Ekip olarak mağazaların kârını bir yıl öncesinin üç katına da çıkarttık. Sonrasında çalıştığımız birim özelleştirme kapsamında kapatıldı.

Sadece prim ödemekle de kalmadık… Devletin kazanması için elimizden geleni yaptık.

Kontrolör olarak başka birime geçtim, geçtiğim birimde özelleştirildi, tekrar merkez birime döndüğümde orada kontrolör kadrosu bulunmadığı için kadromu bırakmak zorunda kaldım ve tekrar şef kadrosuyla çalışmaya başladım. Bir yıl ya da bir buçuk yıl sonra, yine özelleştirme kapsamında, biraz da kurumumuzdaki işçi arkadaşlar eylem yapıp özelleştirmeye karşı çıktığı için, merkez birim apar topar, Avrupa yakasından Anadolu yakasına taşındı bu süreçte ben de başka bir devlet kurumuna geçtim. Zaten bir iki yıl içinde bütün kurum tamamen özelleştirildi.

Geçtiğim kurumdaki şef maaşı benim maaşımdan düşük olduğu için 2 yıl zam alamadan aynı maaşla çalıştım. Kurumda müdürlük ya da başka bir terfi sınavı açılmadı. Yedinci yılımda emekli oldum.

Çalıştığım kurumum özelleştirilmese kontrolörlükten sonra başmüdür yardımcılığı, başmüdürlük sınavlarına girme hem maaşımı yükseltme hem de 3600 ek gösterge alma şansım olacaktı. Ne yazık ki hiçbiri olmadı.

Emekli olduğum 2017 yılında her emekli gibi alım gücüm daha fazlaydı, geçen yıllar içinde her zam verildiğinde enflasyon altında zam verildiği ve iğneden ipliğe bütün ürünlere biz emeklilere verilen zam oranından fazla zam verildiği için alım gücü her zam sonrasında düştü.

Memuriyette de mağdur edilmiş bir emekli olarak kimse benden hâlime şükretmemi beklemesin.

Bakış açıma göre de hükümetlere şükredilmez. Şükür makamı Allah’tır hükümetler değil.

Hiçbir hükümet görevlisi de yıllarca çalışıp, primini ödemiş, emeklilik hakkını kazanmış, hiç kimseyi de “hallerine şükretsinler”, “Garibanlar bize haklarını helal etsinler” diye küçümseyemez.

Millet devlet için değil, devlet millet için vardır ve hükümetlerin görevi de vatandaşların barınma, ısınma, sağlık, beslenme, eğitim, kültür gibi temel ihtiyaçlarını zorlanmadan karşılamalarını sağlamaktır.

Esas şükretmesi gereken emekliler değil, bu ekonomik şartlarda bile iktidarda kalabilenlerdir. Bu şartlar da bile iktidarda oldukları için şükretmeliler.

Özelleştirme nedeni ile mağdur edilenlerden sadece biriyim, benim gibi mağdur olan, kadrolarını kaybeden, maaşı düşen milyonlarca insan var…

O zamanlar, kurumumuzda çalışan işçi arkadaşlarımız eylemler yaptığı hâlde kimseye sesini duyuramamış, anlaşılmamışlardı.

Belki bugün anlarsınız, Tekel İşçileri’nin neden özelleştirmeye karşı çıktığını…

Mağdurum diye bağırana inanmak yerine, mağdur ettiklerini görmeyi öğrendiğimizde, daha yaşanabilir bir ülke hâline geliriz belki de…

22.01.2026

CEVAP BIRAKIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir