TAKSİM MEYDANINDAN ÜLKEYE BAKIŞ
Küçüklüğünde sık sık gittiği, İstanbul’un en güzel meydanlarından biriydi, Taksim Meydanı ve İstiklâl Caddesi.Elmadağ tarafından Taksim’e giderken solda Şan Tiyatrosu, müzikalleri ve seçili oyunlarıyla düşündüren, gülümseten, mutlu eden bir aile büyüğü gibiydi.
Sağ tarafta Sheraton Otelin karşısında konumlanan Gezi Parkı güven veren, “Hoş geldin, ne iyi ettin de geldin” diyen komşu teyzelere benzerdi.Gezi Parkının sol tarafında Atatürk Kültür Merkezi ve meydanın tam ortasında bulunan Atatürk Anıtı geçmişle gelecek arasında bir köprü gibi salınırdı.
Anıtın çevresi çiçekleri, yeşil alanları, ağaçları ile adeta ikinci bir park gibiydi.Anıtın Gümüşsuyu tarafına bakan kısmında The Marmara Oteli, “Ben neler biliyorum da susuyorum “dercesine uzanırdı gökyüzüne doğru.
İstiklâl Caddesi Taksim Meydanı kadar olmasa da ağaçlarıyla, tarihi binalarıyla yüzüne gülerdi insanın. San Antuan Kilisesi, Galatasaray Lisesi vb. tarihi binalarla, Odakule gibi modern binalar birlerine saygılı ve içten davranırdı o zamanlar.
İnci Pastanesi serotonin ve dopamin deposuydu… Profiterolleri ile mutluluk verirdi misafirlerine.
Emek Sineması tarihin izlerini taşır, perdesinin iki yanında yer alan melek heykelleri, yaldızlı tavan ve duvarları ile buraların en güzeli benim derdi adeta.
Önce Şan Tiyatrosu, “Ne çok eleştiriyorsun sen bizi öyle, haddini bil” dercesine bir yangına kurban gitti. O her şeyi bilip söylemeyen, The Marmara Oteli suikastlere ev sahipliği yapar oldu. İstiklal Caddesindeki ağaçlar kurudu, İnci Pastanesi kendini bile mutlu edemez oldu.
Emek Sineması’na ise; “Yaşlandın artık, bu kadar yer sana fazla” denilerek, yerine, adı eski kendi yeni çağın ürünü bir alışveriş merkezi yapıldı.
Taksim Meydanı’na Atatürk anıtının Tarlabaşı’na bakan tarafına bir cami inşa edildi, inananlar çoğalsın diye.
Anıtın etrafındaki ağaçlar, çiçekler, yeşil alanlar küsüp gittiler.
Betonlaşmış bir meydan kaldı geride, tıpkı taşlaşan bir kalp gibi.
Meydanın kalpsizliği anlaşılmasın diye, birkaç ahşap bank serpiştirdiler üzerine.
İstiklâl Caddesindeki tarihi binalar yorulduklarını fısıldıyorlar artık, özensiz giyimli, nereden gelip, nereye gittiğini bilmeyen, sürekli özçekim yapan insanlar yüzünden.
Taksim Meydanı ve İstiklâl Caddesi değiştikçe, değişti ülke…
12.11.2025-


